Bir Akşamüstü Bulmacası ve “Seçki” Kelimesiyle Açılan Kapı
Forumdaşlar, bugün size küçük ama kalpte iz bırakan bir hikâye anlatmak istiyorum. Hani bazen bir kelimeye takılırsınız ya; basit gibi durur ama sizi alıp geçmişe, ilişkilere, hatta kendinize götürür… İşte “seçki” kelimesiyle olan karşılaşmam tam olarak böyleydi. Bir bulmaca karesi, bir çay bardağı ve pencereden sızan akşam ışığı… Gerisi, kelimenin anlamından çok daha fazlası.
Bulmacanın Başında: Erkek Aklı, Çözüm Arıyor
Mert, masanın başına her oturduğunda bulmacayı bir “problem” olarak görürdü. Ona göre her soru, doğru stratejiyle çözülmesi gereken küçük bir görevdi. Kalemi eline aldı, soruyu okudu:
“Seçki.”
Kare sayısı belliydi. Harf sayısını hesapladı, olası eş anlamlıları zihninden geçirdi. “Derleme mi? Antoloji mi?” diye mırıldandı. Erkeklerin çözüm odaklı ve stratejik bakışı tam da buydu: Hedef net, yol hesaplanır, sonuç bulunur.
Ama bulmaca ilerlemiyordu. Harfler oturmuyor, kelime bir türlü yerine yakışmıyordu. Mert için bu rahatsız ediciydi. Çünkü çözüm üretmek onun konfor alanıydı. O an farkında olmadan kelimenin sadece teknik anlamını değil, neden orada olduğunu da sorgulamaya başlamıştı.
Bir Sandalyeye Oturan Hikâye: Kadın Gözüyle “Seçki”
O sırada Elif mutfaktan geldi, karşı sandalyeye oturdu. Elif için bulmaca, sadece harfleri doldurmak değildi; birlikte geçirilen zamanın sessiz bir diliydi. Mert’in takıldığını fark etti.
“Seçki mi?” dedi yumuşak bir sesle.
“Bir şeylerin arasından özenle seçilmiş olanlar… Hepsi değil, anlamlı olanlar.”
Elif’in yaklaşımı empatikti. Kelimeye sadece sözlükten değil, hayattan bakıyordu. Seçki; bir yazarın en sevdiği öyküler, bir müzisyenin yıllar sonra dönüp baktığında ‘işte ben buyum’ dediği parçalar, bir insanın kalbinde tuttuğu anılardı.
Kadınların ilişkisel bakışı burada devreye girer: “Seçki” bir eleme değil, bir bağ kurma biçimidir.
Bulmaca Dışına Taşan Anlam: Seçki Nedir?
Bulmacada “seçki” kelimesi genellikle şu anlama gelir:
Bir bütünden, belirli ölçütlere göre seçilmiş parçalardan oluşan derleme.
Edebiyatta bir şiir seçkisi, müzikte bir albüm seçkisi, sanatta bir sergi seçkisi… Hepsi aynı özü taşır: Rastgele değil, bilinçli seçim. Bulmacalar da bunu sever. Çünkü “seçki” kısa, net ama derin bir kelimedir. Antolojiyle akrabadır ama daha yerli, daha sıcak durur.
Mert için bu açıklama yeterliydi. Harfleri yazdı, kelime yerine oturdu. Problem çözülmüştü. Ama Elif için hikâye daha yeni başlıyordu.
Geçmişten Gelen Bir Kutu: Seçki Hayatta Ne Demek?
Elif ayağa kalktı, dolabın üst rafından küçük bir kutu indirdi. İçinde eski fotoğraflar vardı. Hepsi değil. Sadece bazıları. Çocukluk, üniversite, ilk iş, kaybedilenler, kazanılanlar…
“Bunlar benim seçkim,” dedi. “Hayatımın tamamı değil. Ama beni ben yapan anlar.”
İşte burada kelimenin özü ortaya çıktı. Seçki, her şeyi saklamak değildir. Her şeyi anlatmak da değildir. Anlamlı olanı ayıklamak, kalanla barışmak demektir.
Erkeklerin stratejik dünyasında seçki; verimlilik, odak, sonuç demektir. Gereksiz olanı çıkarırsın, işe yarayan kalır.
Kadınların empatik dünyasında ise seçki; bağ, duygu ve hikâye demektir. Kalpte yer edenler kalır.
Bulmacadan Hayata: Seçilmeyenler Ne Olur?
Mert bir an durdu. “Peki seçilmeyenler?” diye sordu.
Elif gülümsedi: “Onlar yok olmaz. Sadece vitrine çıkmaz.”
Bu cümle, bulmacadaki bir kelimeden çok daha ağırdı. Hayatta da böyle değil mi? Her yaşadığımız, her tanıdığımız, her denediğimiz şey bir seçkiye girmez. Ama hepsi bizi oraya hazırlar.
Bulmacalarda “seçki” sorusu genelde küçüktür. Ama hayatta seçki yapmak cesaret ister. Neyi saklayacağını, neyi bırakacağını bilmek… Erkekler çoğu zaman “işe yarayan”ı seçer, kadınlar “kalbe dokunan”ı. İkisi de eksiktir tek başına; birlikte anlamlıdır.
Kelimenin Son Harfi, Hikâyenin Başlangıcı
Akşam ilerledi, bulmaca bitti. Ama “seçki” kelimesi masada kaldı. Bir bulmaca cevabı olmaktan çıkıp ortak bir metafora dönüştü. Hayatın karmaşasında herkes kendi seçkisini yapıyordu:
– Kimisi anılardan,
– Kimisi insanlardan,
– Kimisi hayallerden.
Forumdaşlar, belki siz de bir bulmaca çözerken bu kelimeyle karşılaştınız. Belki sadece harfleri yazıp geçtiniz. Ama belki de, tıpkı bu hikâyedeki gibi, içinizde bir kapı araladı.
Forumdaşlara Birkaç Soru: Hikâye Burada Bitmesin
Şimdi sözü size bırakıyorum:
- Sizce “seçki” kelimesi daha çok aklı mı, kalbi mi temsil ediyor?
- Hayatınızdan bir “seçki” yapsanız, neleri koyardınız içine?
- Seçilmeyen anılar gerçekten kaybolur mu, yoksa bizi gizlice şekillendirmeye devam mı eder?
- Bulmacalarda küçük görünen kelimelerin, hayatta bu kadar büyük anlamlar taşıması sizce tesadüf mü?
Yorumlarda kendi hikâyelerinizi, seçkilerinizi ve bu kelimeyle kurduğunuz bağı okumayı çok isterim. Çünkü bazen bir kelime, bir forum başlığından çıkıp, hepimizin ortak hikâyesine dönüşebilir.
Forumdaşlar, bugün size küçük ama kalpte iz bırakan bir hikâye anlatmak istiyorum. Hani bazen bir kelimeye takılırsınız ya; basit gibi durur ama sizi alıp geçmişe, ilişkilere, hatta kendinize götürür… İşte “seçki” kelimesiyle olan karşılaşmam tam olarak böyleydi. Bir bulmaca karesi, bir çay bardağı ve pencereden sızan akşam ışığı… Gerisi, kelimenin anlamından çok daha fazlası.
Bulmacanın Başında: Erkek Aklı, Çözüm Arıyor
Mert, masanın başına her oturduğunda bulmacayı bir “problem” olarak görürdü. Ona göre her soru, doğru stratejiyle çözülmesi gereken küçük bir görevdi. Kalemi eline aldı, soruyu okudu:
“Seçki.”
Kare sayısı belliydi. Harf sayısını hesapladı, olası eş anlamlıları zihninden geçirdi. “Derleme mi? Antoloji mi?” diye mırıldandı. Erkeklerin çözüm odaklı ve stratejik bakışı tam da buydu: Hedef net, yol hesaplanır, sonuç bulunur.
Ama bulmaca ilerlemiyordu. Harfler oturmuyor, kelime bir türlü yerine yakışmıyordu. Mert için bu rahatsız ediciydi. Çünkü çözüm üretmek onun konfor alanıydı. O an farkında olmadan kelimenin sadece teknik anlamını değil, neden orada olduğunu da sorgulamaya başlamıştı.
Bir Sandalyeye Oturan Hikâye: Kadın Gözüyle “Seçki”
O sırada Elif mutfaktan geldi, karşı sandalyeye oturdu. Elif için bulmaca, sadece harfleri doldurmak değildi; birlikte geçirilen zamanın sessiz bir diliydi. Mert’in takıldığını fark etti.
“Seçki mi?” dedi yumuşak bir sesle.
“Bir şeylerin arasından özenle seçilmiş olanlar… Hepsi değil, anlamlı olanlar.”
Elif’in yaklaşımı empatikti. Kelimeye sadece sözlükten değil, hayattan bakıyordu. Seçki; bir yazarın en sevdiği öyküler, bir müzisyenin yıllar sonra dönüp baktığında ‘işte ben buyum’ dediği parçalar, bir insanın kalbinde tuttuğu anılardı.
Kadınların ilişkisel bakışı burada devreye girer: “Seçki” bir eleme değil, bir bağ kurma biçimidir.
Bulmaca Dışına Taşan Anlam: Seçki Nedir?
Bulmacada “seçki” kelimesi genellikle şu anlama gelir:
Bir bütünden, belirli ölçütlere göre seçilmiş parçalardan oluşan derleme.
Edebiyatta bir şiir seçkisi, müzikte bir albüm seçkisi, sanatta bir sergi seçkisi… Hepsi aynı özü taşır: Rastgele değil, bilinçli seçim. Bulmacalar da bunu sever. Çünkü “seçki” kısa, net ama derin bir kelimedir. Antolojiyle akrabadır ama daha yerli, daha sıcak durur.
Mert için bu açıklama yeterliydi. Harfleri yazdı, kelime yerine oturdu. Problem çözülmüştü. Ama Elif için hikâye daha yeni başlıyordu.
Geçmişten Gelen Bir Kutu: Seçki Hayatta Ne Demek?
Elif ayağa kalktı, dolabın üst rafından küçük bir kutu indirdi. İçinde eski fotoğraflar vardı. Hepsi değil. Sadece bazıları. Çocukluk, üniversite, ilk iş, kaybedilenler, kazanılanlar…
“Bunlar benim seçkim,” dedi. “Hayatımın tamamı değil. Ama beni ben yapan anlar.”
İşte burada kelimenin özü ortaya çıktı. Seçki, her şeyi saklamak değildir. Her şeyi anlatmak da değildir. Anlamlı olanı ayıklamak, kalanla barışmak demektir.
Erkeklerin stratejik dünyasında seçki; verimlilik, odak, sonuç demektir. Gereksiz olanı çıkarırsın, işe yarayan kalır.
Kadınların empatik dünyasında ise seçki; bağ, duygu ve hikâye demektir. Kalpte yer edenler kalır.
Bulmacadan Hayata: Seçilmeyenler Ne Olur?
Mert bir an durdu. “Peki seçilmeyenler?” diye sordu.
Elif gülümsedi: “Onlar yok olmaz. Sadece vitrine çıkmaz.”
Bu cümle, bulmacadaki bir kelimeden çok daha ağırdı. Hayatta da böyle değil mi? Her yaşadığımız, her tanıdığımız, her denediğimiz şey bir seçkiye girmez. Ama hepsi bizi oraya hazırlar.
Bulmacalarda “seçki” sorusu genelde küçüktür. Ama hayatta seçki yapmak cesaret ister. Neyi saklayacağını, neyi bırakacağını bilmek… Erkekler çoğu zaman “işe yarayan”ı seçer, kadınlar “kalbe dokunan”ı. İkisi de eksiktir tek başına; birlikte anlamlıdır.
Kelimenin Son Harfi, Hikâyenin Başlangıcı
Akşam ilerledi, bulmaca bitti. Ama “seçki” kelimesi masada kaldı. Bir bulmaca cevabı olmaktan çıkıp ortak bir metafora dönüştü. Hayatın karmaşasında herkes kendi seçkisini yapıyordu:
– Kimisi anılardan,
– Kimisi insanlardan,
– Kimisi hayallerden.
Forumdaşlar, belki siz de bir bulmaca çözerken bu kelimeyle karşılaştınız. Belki sadece harfleri yazıp geçtiniz. Ama belki de, tıpkı bu hikâyedeki gibi, içinizde bir kapı araladı.
Forumdaşlara Birkaç Soru: Hikâye Burada Bitmesin
Şimdi sözü size bırakıyorum:
- Sizce “seçki” kelimesi daha çok aklı mı, kalbi mi temsil ediyor?
- Hayatınızdan bir “seçki” yapsanız, neleri koyardınız içine?
- Seçilmeyen anılar gerçekten kaybolur mu, yoksa bizi gizlice şekillendirmeye devam mı eder?
- Bulmacalarda küçük görünen kelimelerin, hayatta bu kadar büyük anlamlar taşıması sizce tesadüf mü?
Yorumlarda kendi hikâyelerinizi, seçkilerinizi ve bu kelimeyle kurduğunuz bağı okumayı çok isterim. Çünkü bazen bir kelime, bir forum başlığından çıkıp, hepimizin ortak hikâyesine dönüşebilir.